Türk hukukunda sözleşmeler kural olarak şekle bağlı değildir; ancak taşınmaz satışı, kefalet, bağışlama vaadi gibi işlemlerde kanunun öngördüğü şekle uyulmazsa sözleşme geçersiz olur. Borçlu borcunu zamanında ifa etmezse alacaklı, temerrüt hükümlerine göre ifa ile birlikte gecikme tazminatı isteyebilir ya da sözleşmeden dönebilir. Haksız fiilden doğan tazminat talepleri kural olarak öğrenmeden itibaren iki yıl, sözleşmeden doğan alacaklar ise kural olarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Sözleşmenin baştan iyi hazırlanması, uyuşmazlıkların büyük bölümünü önler.
Borçlar hukuku nedir?
Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini; yani bir kişinin diğerinden bir şey vermesini, yapmasını veya yapmamasını isteyebildiği hukuki ilişkileri düzenler. Temel kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'dur (TBK). Borç ilişkileri üç temel kaynaktan doğar:
- Sözleşme: Satış, kira, eser (yapım), hizmet, vekâlet, kefalet, ödünç gibi tarafların karşılıklı iradeleriyle kurulan ilişkiler.
- Haksız fiil: Kusurlu ve hukuka aykırı bir davranışla başkasına zarar verilmesi (TBK m.49 vd.).
- Sebepsiz zenginleşme: Haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşme (TBK m.77 vd.).
Borçlar hukuku, diğer pek çok hukuk alanının da temelini oluşturur: kira, iş sözleşmesi, ticari sözleşmeler ve tüketici işlemleri bu genel kurallar üzerine kurulur.
Sözleşme nasıl kurulur, hangi şekle tabidir?
Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla, yani öneri (icap) ve kabul ile kurulur (TBK m.1). Türk hukukunda şekil serbestisi ilkesi geçerlidir: kanun özel bir şekil öngörmedikçe sözleşmeler sözlü olarak da geçerli biçimde kurulabilir (TBK m.12). Ancak bazı sözleşmeler için kanun belirli bir şekil arar:
| Sözleşme | Gerekli şekil | Dayanak |
|---|---|---|
| Taşınmaz satışı | Tapu müdürlüğünde resmî şekil | TMK m.706, TBK m.237 |
| Taşınmaz satış vaadi | Noterde düzenleme şekli | TBK m.237 |
| Kefalet | Yazılı şekil; azami miktar, tarih ve müteselsil kefalette bu sıfat kefilin el yazısıyla | TBK m.583 |
| Bağışlama vaadi | Yazılı şekil (taşınmazda resmî şekil) | TBK m.288 |
| Rekabet yasağı (iş sözleşmesi) | Yazılı şekil | TBK m.444 |
| Alacağın devri | Yazılı şekil | TBK m.184 |
Şekil şartı olmasa da sözleşmelerin yazılı yapılması ispat açısından büyük önem taşır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesine göre, kanunda belirlenen tutarı aşan hukuki işlemlerin kural olarak senetle ispat edilmesi gerekir; bu tutar her yıl güncellenir.
Genel işlem koşulları
Bankalar, sigorta şirketleri, tedarikçiler gibi tarafların çok sayıda sözleşmede kullanmak üzere önceden hazırladıkları ve karşı tarafın içeriğini etkileyemediği hükümler genel işlem koşuludur (TBK m.20). Karşı tarafın aleyhine olan bu koşullar, düzenleyen tarafından açıkça bilgi verilip karşı tarafın bunları kabul etmesi hâlinde sözleşmenin parçası olur; aksi hâlde yazılmamış sayılır (TBK m.21). Belirsiz hükümler düzenleyenin aleyhine yorumlanır (TBK m.23).
Sık karşılaşılan sözleşme türleri
| Sözleşme | Konusu | Dayanak |
|---|---|---|
| Satış | Bir malın mülkiyetinin bedel karşılığında devri | TBK m.207 vd. |
| Kira | Bir şeyin kullanılmasının bedel karşılığında bırakılması | TBK m.299 vd. |
| Hizmet | İşçinin işverene bağlı olarak ücret karşılığı çalışması | TBK m.393 vd. |
| Eser (yapım, istisna) | Yüklenicinin bir eseri meydana getirmesi (inşaat, yazılım, tadilat) | TBK m.470 vd. |
| Vekâlet | Vekilin bir işi veya işlemi müvekkil adına görmesi | TBK m.502 vd. |
| Ödünç | Para veya tüketilebilir bir şeyin geri verilmek üzere verilmesi | TBK m.386 vd. |
| Kefalet | Kefilin borçlunun borcunun ödenmemesinden sorumlu olması | TBK m.581 vd. |
Uygulamada bu tiplerin unsurlarını birlikte taşıyan karma sözleşmeler (örneğin franchise, distribütörlük, lisans sözleşmeleri) de yaygındır. Bu sözleşmelerde hangi kuralların uygulanacağı, sözleşmenin ağırlıklı unsuruna göre belirlenir.
Sözleşmenin geçersizliği ve irade sakatlıkları
Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.27). Bunun dışında, sözleşme yapılırken bir tarafın iradesi sakatlanmışsa sözleşme o taraf için bağlayıcı olmayabilir:
- Aşırı yararlanma (gabin): Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak sağlanmışsa (TBK m.28).
- Yanılma (hata): Sözleşmenin esaslı bir noktasında yanılan taraf (TBK m.30–35).
- Aldatma (hile): Karşı tarafın veya üçüncü kişinin aldatması sonucu sözleşme yapılmışsa (TBK m.36).
- Korkutma (ikrah): Karşı tarafın veya üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapılmışsa (TBK m.37).
Yanılma, aldatma ve korkutmada sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirme hakkı, yanılma veya aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m.39). Aşırı yararlanmada bu süre, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıldır.
Borcun ifa edilmemesi ve temerrüt
Borçlu, muaccel (ödeme zamanı gelmiş) bir borcu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İfa günü birlikte kararlaştırılmışsa veya sözleşmede saklı tutulan bir bildirim üzerine belirlenmişse, bu günün geçmesiyle ihtara gerek kalmadan temerrüt gerçekleşir (TBK m.117). Temerrüdün sonuçları şunlardır:
- Gecikme faizi ve tazminatPara borçlarında borçlu temerrüt faizi öder (TBK m.120); diğer borçlarda gecikmeden doğan zarar için tazminat istenebilir (TBK m.118).
- Süre vermeKarşılıklı sözleşmelerde alacaklı, borçluya borcunu ifa etmesi için uygun bir süre verir veya süre verilmesi için hâkime başvurur (TBK m.123). Bazı hâllerde süre verilmesine gerek yoktur (TBK m.124).
- Seçimlik haklarSüre içinde de ifa edilmezse alacaklı; ifa ile birlikte gecikme tazminatı isteme, ifadan vazgeçip olumlu zararın tazminini isteme veya sözleşmeden dönüp olumsuz zararın tazminini isteme haklarından birini kullanabilir (TBK m.125).
Sözleşme kurulduktan sonra taraflardan kaynaklanmayan ve öngörülemeyen olağanüstü bir durum, edimler arasındaki dengeyi aşırı ölçüde bozmuşsa, borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; bu mümkün değilse sözleşmeden dönebilir (TBK m.138, aşırı ifa güçlüğü).
Cezai şart
Taraflar, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenecek bir ceza kararlaştırabilir (TBK m.179). Cezai şart, alacaklıya zararını ispat etmeksizin kararlaştırılan tutarı isteme imkânı verir. Önemli noktalar şunlardır:
- Kural olarak alacaklı ya borcun ifasını ya da cezayı isteyebilir; ifa yeri veya zamanına uyulmaması için kararlaştırılan cezalarda ise ifa ile birlikte ceza da istenebilir.
- Hâkim, aşırı gördüğü cezayı kendiliğinden indirir (TBK m.182/3). Ancak tacir sıfatıyla taahhüt edilen cezai şartlarda indirim istenemez (TTK m.22).
- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine konulan cezai şartlar ile iş sözleşmelerinde yalnızca işçi aleyhine öngörülen cezai şartlar geçersizdir.
Haksız fiil ve tazminat
Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.49). Haksız fiilden doğan sorumluluğun dört unsuru vardır: hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı. Zarar gören:
- Maddi tazminat: Malvarlığındaki azalmanın (gerçek zarar) ve yoksun kalınan kazancın giderilmesini isteyebilir.
- Manevi tazminat: Kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle uğranılan manevi zarar karşılığında uygun bir miktar para isteyebilir (TBK m.58).
Bazı hâllerde kusur aranmaksızın sorumluluk söz konusudur: adam çalıştıranın sorumluluğu (TBK m.66), hayvan bulunduranın sorumluluğu (TBK m.67), yapı malikinin sorumluluğu (TBK m.69) ve tehlike sorumluluğu (TBK m.71) bunlardandır. Trafik kazaları ve sigorta uyuşmazlıkları için Tazminat ve Sigorta Hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Sebepsiz zenginleşme
Haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK m.77). Geçersiz bir sözleşmeye dayanarak yapılan ödemeler, yanlış hesaba yapılan havaleler ve sonradan ortadan kalkan bir sebebe dayanan ödemeler tipik örneklerdir. Sebepsiz zenginleşme talebi, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmeden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar (TBK m.82).
Kefalet
Kefalet, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m.581). Kefil olan kişiyi korumak için kanun sıkı şekil şartları öngörür:
- Kefalet sözleşmesi yazılı yapılmalıdır.
- Kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalette bu sıfat kefilin el yazısıyla belirtilmelidir (TBK m.583).
- Evli bir kişinin kefil olabilmesi için kural olarak eşinin yazılı rızası gerekir (TBK m.584); kanunda sayılan bazı istisnalar vardır.
Adi kefalette alacaklı önce borçluya başvurmak zorundadır; müteselsil kefalette ise alacaklı, borçlu temerrüde düştüğünde doğrudan kefile başvurabilir (TBK m.585–586). Bu şekil şartlarından birine uyulmaması, kefalet sözleşmesini geçersiz kılar.
Alacak davası ve alacağın tahsili
Borçlu borcunu ödemiyorsa alacaklı iki yol izleyebilir: doğrudan icra takibi başlatmak veya alacak davası açmak. Alacak belgeye dayanıyor ve borçlunun itiraz etme ihtimali düşükse icra takibi daha hızlı sonuç verebilir; borçlu itiraz ederse alacaklı itirazın iptali davası açar (İcra ve İflas Hukuku).
Alacağın miktarını dava açarken tam olarak belirleyemeyen alacaklı, alacağın bir kısmını kısmi dava olarak açabilir ve talebini Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca, örneğin bilirkişi raporundan sonra, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere artırabilir. 7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davası (HMK m.107) 31.07.2026 itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır; bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski hükümlere göre görülmeye devam eder. Borçlunun mal kaçırma ihtimali varsa, dava veya takip öncesinde ihtiyati haciz istenebilir.
Görevli mahkeme ve arabuluculuk
Borçlar hukukundan doğan davalar kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Ancak taraflardan birinin tüketici olduğu işlemlerde tüketici mahkemesi veya tüketici hakem heyeti, ticari işlerde asliye ticaret mahkemesi, kira ilişkilerinde sulh hukuk mahkemesi, iş sözleşmelerinde iş mahkemesi görevlidir. Ticari alacaklar, tüketici uyuşmazlıkları ve kira uyuşmazlıklarında dava öncesinde arabulucuya başvurmak zorunludur. Taraflar sözleşmelerine tahkim şartı da koyabilir.
Zamanaşımı süreleri
| Alacak türü | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel kural (kanunda aksi öngörülmeyen alacaklar) | 10 yıl | TBK m.146 |
| Kira bedelleri, anapara faizleri, ücret, vekâlet, eser ve komisyon ilişkilerinden doğan alacaklar gibi | 5 yıl | TBK m.147 |
| Haksız fiilden doğan tazminat | Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl (fiil suç ise daha uzun ceza zamanaşımı) | TBK m.72 |
| Sebepsiz zenginleşme | Öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl | TBK m.82 |
| Yanılma, aldatma, korkutma nedeniyle sözleşmenin iptali | 1 yıl (hak düşürücü) | TBK m.39 |
| Aşırı yararlanma | Öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 5 yıl | TBK m.28 |
Zamanaşımı, borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmen ödeme yapması, dava açılması veya icra takibi başlatılması gibi hâllerde kesilir ve yeniden işlemeye başlar (TBK m.154). Zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmaz; ancak borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerse alacak dava yoluyla istenemez.
Senetle ispat sınırı ve faiz oranları gibi değerler dönemsel olarak güncellenir. Bu tablo genel bilgilendirme amaçlıdır; özel sözleşme türlerinde farklı süreler öngörülmüş olabilir.
Sözleşme hazırlarken nelere dikkat edilmeli?
Uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, sözleşmenin belirsiz veya eksik hazırlanmasından kaynaklanır. İyi hazırlanmış bir sözleşmede genellikle şu konular açıkça düzenlenir:
- Tarafların tam unvanları, adresleri ve tebligat adresleri (KEP adresi dahil)
- Edimlerin (mal, hizmet, iş) ayrıntılı ve ölçülebilir tanımı
- Bedel, ödeme takvimi, para birimi ve gecikme faizi
- Teslim veya ifa tarihi ve gecikmenin sonuçları
- Cezai şart, teminat ve sorumluluk sınırlamaları
- Fesih sebepleri ve fesih bildiriminin şekli
- Gizlilik ve kişisel verilerin korunması
- Uyuşmazlık çözüm yolu: yetkili mahkeme, arabuluculuk veya tahkim
İlgili mevzuat
Aşağıdaki düzenlemelere mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz:
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m.1–48 (sözleşmeler), m.49–76 (haksız fiil), m.77–82 (sebepsiz zenginleşme), m.117–126 (temerrüt), m.146–161 (zamanaşımı), m.179–182 (cezai şart), m.581–603 (kefalet)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.109 (kısmi dava ve talebin artırılması), m.200 (senetle ispat)
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — m.18, m.22
Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku alt konuları
Sözleşmeler ve borçlar hukukunun başlıca alt konularını aşağıda listeledik. Her biri için ayrıntılı rehber sayfaları hazırlanmaktadır.
- Sözleşme hazırlama ve inceleme
- Kira sözleşmeleri
- Alacak davaları
- Haksız fiil tazminatı
- Cezai şart
- Sözleşmenin feshi
Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku hakkında sıkça sorulan sorular
Sözlü sözleşme geçerli midir?
Kanun özel bir şekil öngörmedikçe sözleşmeler sözlü olarak da geçerlidir (TBK m.12). Ancak taşınmaz satışı, kefalet ve bağışlama vaadi gibi şekle bağlı sözleşmeler sözlü yapılırsa geçersiz olur. Sözlü sözleşmelerde asıl sorun ispattır: kanunda belirlenen tutarı aşan işlemler kural olarak senetle ispat edilmek zorundadır.
Borçluyu temerrüde düşürmek için ne yapmalıyım?
Ödeme günü sözleşmede belirli bir tarih olarak kararlaştırılmışsa, bu tarihin geçmesiyle borçlu kendiliğinden temerrüde düşer. Belirli bir tarih yoksa, borçluya ihtar gönderilmesi gerekir (TBK m.117). İhtarın ispatı için noter, iadeli taahhütlü mektup veya KEP kullanılması önerilir; tacirler arasında bu şekiller zorunludur (TTK m.18/3).
Sözleşmedeki yüksek cezai şart ödenmek zorunda mı?
Hâkim, aşırı gördüğü cezayı kendiliğinden indirir (TBK m.182/3). Bu nedenle tacir olmayan borçlu, fahiş cezai şartın indirilmesini isteyebilir. Ancak cezai şartı tacir sıfatıyla taahhüt eden kişi, cezanın fahiş olduğunu ileri sürerek indirilmesini isteyemez (TTK m.22). Kira ve iş sözleşmelerinde zayıf taraf aleyhine öngörülen bazı cezai şartlar ise baştan geçersizdir.
Kefil olduğum borcu ödemek zorunda mıyım?
Kefalet sözleşmesi geçerliyse, borçlunun ödememesi hâlinde kefil sorumludur. Ancak kefaletin geçerli olması için yazılı yapılması, azami miktarın, tarihin ve müteselsil kefalette bu sıfatın kefilin el yazısıyla belirtilmesi ve evli kefil için kural olarak eşin yazılı rızası gerekir (TBK m.583–584). Bu şartlardan biri eksikse kefalet geçersizdir. Adi kefalette alacaklı önce borçluya başvurmalıdır.
Alacağım zamanaşımına uğradı mı?
Kural olarak sözleşmeden doğan alacaklar on yıl, kira bedeli, faiz, ücret, vekâlet ve eser sözleşmesinden doğanlar gibi bazı alacaklar ise beş yıl içinde zamanaşımına uğrar (TBK m.146–147). Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede süre öğrenmeden itibaren iki yıldır. Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya dava ya da takip başlatılması zamanaşımını keser.
Hileyle imzalatılan bir sözleşmeden kurtulabilir miyim?
Evet. Karşı tarafın veya bazı durumlarda üçüncü kişinin aldatmasıyla sözleşme yapan kişi, sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa bildirebilir (TBK m.36). Bu hak, aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m.39). Bildirimin ispatlanabilir bir yolla yapılması ve aldatmaya ilişkin delillerin korunması önemlidir.
Alacak için dava mı açmalıyım, icra takibi mi başlatmalıyım?
Alacak yazılı belgelere dayanıyorsa ve borçlunun ciddi bir itirazı beklenmiyorsa, icra takibi daha hızlı ve masrafsız olabilir. Borçlu itiraz ederse takip durur ve alacaklı itirazın iptali davası açmak zorunda kalır. Alacağın miktarı ve varlığı tartışmalıysa doğrudan alacak davası açmak daha uygun olabilir. Ticari alacaklarda her iki yolda da dava aşamasından önce arabuluculuk zorunludur.
Olağanüstü değişen koşullar nedeniyle sözleşmeyi değiştirebilir miyim?
Sözleşme yapıldığında öngörülemeyen ve taraflardan kaynaklanmayan olağanüstü bir durum, sözleşmenin ifasını borçlu için dürüstlük kurallarına göre beklenemeyecek ölçüde zorlaştırmışsa, borçlu hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını isteyebilir; bu mümkün değilse sözleşmeden dönebilir (TBK m.138). Borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifayı aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutarak yapmış olması gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata başvurunuz. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebileceğinden, işlem yapmadan önce güncel mevzuatı kontrol edin. Son güncelleme: 06.10.2026