Ceza hukuku: soruşturma, kovuşturma ve şüpheli, sanık ve mağdur hakları

Bir ceza soruşturmasının nasıl başladığını, ifade verirken ve gözaltında hangi haklara sahip olduğunuzu, tutuklama ve adli kontrol tedbirlerini, uzlaştırmayı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB), istinaf ve temyiz sürelerini ve suç mağdurlarının haklarını anlatan rehber.

Özetle

Ceza yargılaması, Cumhuriyet savcılığının yürüttüğü soruşturma ve iddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşamalarından oluşur. Şüpheli ve sanık; susma hakkına, her aşamada müdafi (avukat) yardımından yararlanma hakkına ve yakınlarına haber verilmesini isteme hakkına sahiptir. Hükme karşı istinaf ve temyiz süresi, 2024 değişikliğiyle gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır. HAGB, 31.07.2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir.

Ceza yargılaması süreci nasıl işler?

Türk ceza yargılamasının temel kuralları 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), suçlar ve cezalar ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ile düzenlenmiştir. Bir ceza dosyası genel olarak şu aşamalardan geçer:

  1. Soruşturmanın başlamasıSavcılık; şikâyet, ihbar veya kolluk tutanağı üzerine ya da resen suç şüphesini öğrendiğinde soruşturma başlatır. Bu aşamada kişi şüpheli sıfatını taşır.
  2. Delil toplamaİfade alma, tanık dinleme, arama, el koyma, bilirkişi incelemesi gibi işlemler yapılır. Gerekirse gözaltı, tutuklama veya adli kontrol gibi koruma tedbirlerine başvurulur.
  3. Savcılık kararıYeterli şüphe oluşmazsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir. Bazı durumlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya uzlaştırma yoluna gidilir.
  4. Kovuşturmaİddianamenin mahkemece kabulüyle kovuşturma başlar ve kişi sanık sıfatını alır. Duruşmalarda deliller tartışılır, savunma alınır.
  5. Hüküm ve kanun yollarıMahkeme beraat, mahkûmiyet, HAGB veya düşme gibi kararlardan birini verir. Karara karşı istinaf, ardından kanunda belirtilen hâllerde temyiz yoluna başvurulabilir.

Suç mağduru olarak sürece katılmak isteyenler için mağdur hakları bölümüne, internet üzerinden işlenen suçlar için Bilişim Hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

İfade verme ve gözaltında haklarınız

Kolluk veya savcılık tarafından ifadeye çağrılmak ya da gözaltına alınmak, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Ancak bu aşamada verilen ifadeler, dosyanın ilerleyen bütün aşamalarını etkileyebilir. Şüpheli ve sanığın başlıca hakları şunlardır (CMK m.147):

  • Kimliğinin tespiti ve hakkındaki suçlamanın kendisine bildirilmesi
  • Müdafi seçme ve müdafiin hukuki yardımından yararlanma hakkı; müdafi seçecek durumda değilse baro tarafından görevlendirilmesini isteme
  • Yakınlarından istediği birine gözaltına alındığının derhâl bildirilmesi
  • Suçlamaya ilişkin açıklamada bulunmama, yani susma hakkı
  • Şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteme

İfade alınırken kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme, yorma, aldatma, tehdit ve kanuna aykırı yarar vaadi gibi yöntemler yasaktır; bu yollarla alınan ifadeler, rıza olsa bile delil olarak kullanılamaz (CMK m.148). Müdafi hazır bulunmadan kollukta alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez; toplu olarak işlenen suçlarda savcı bu süreyi kanundaki sınırlar içinde uzatabilir (CMK m.91). Gözaltına itiraz sulh ceza hâkimliğine yapılır.

Zorunlu müdafilik

Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk ise, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise ya da alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan soruşturma veya kovuşturma yürütülüyorsa, istemi aranmaksızın baro tarafından müdafi görevlendirilir (CMK m.150).

Tutuklama ve adli kontrol

Tutuklama, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve kaçma ya da delilleri karartma şüphesi gibi bir tutuklama nedeninin varlığı hâlinde, sulh ceza hâkimliği veya mahkeme tarafından verilen bir koruma tedbiridir (CMK m.100). Tutuklama, işin önemi ve beklenen cezayla orantılı olmalıdır.

Tutuklama yerine çoğu durumda adli kontrol tedbirleri uygulanabilir (CMK m.109): yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde karakola imza verme, konutu terk etmeme (ev hapsi), elektronik izleme, güvence (teminat) yatırma gibi. Tutuklama ve adli kontrol kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir; tutuklu bulunan kişi ayrıca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir.

Suç mağdurunun hakları ve şikâyet

Suçtan zarar gören kişi, savcılığa veya kolluğa şikâyette bulunabilir. Bazı suçlarda soruşturma yapılması şikâyete bağlıdır; bu suçlarda şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır (TCK m.73). Süre geçirilirse soruşturma yapılamaz.

  • Mağdur, delillerin toplanmasını isteyebilir ve bir avukat (vekil) aracılığıyla sürece katılabilir; cinsel suçlar gibi kanunda sayılan bazı hâllerde istemi üzerine baro tarafından vekil görevlendirilir.
  • Kovuşturma aşamasında kamu davasına katılan sıfatıyla katılarak hükme karşı kanun yollarına başvurabilir.
  • Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına, tebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK m.173).
  • Suçtan doğan zararının tazmini için ayrıca hukuk mahkemesinde tazminat davası açabilir; bu konuda Tazminat ve Sigorta Hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Uzlaştırma

Uzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda şüpheli veya sanık ile mağdurun, tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaya varmasını sağlayan bir yöntemdir (CMK m.253–255). Soruşturulması şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır; ayrıca şikâyete bağlı olmasa da kanunda tek tek sayılan bazı suçlar (örneğin taksirle yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali, basit hırsızlık ve güveni kötüye kullanma gibi) uzlaştırmaya tabidir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Uzlaştırma teklifi, soruşturma aşamasında savcılık, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından yapılır. Taraflar anlaşır ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına veya düşme kararı verilir. Edimin ileri bir tarihte veya taksitle yerine getirilmesi kararlaştırılmışsa, edim tamamlanana kadar dosya bekletilir. Uzlaştırma görüşmelerinde yapılan beyanlar, uzlaşma sağlanamazsa delil olarak kullanılamaz. Hukuk uyuşmazlıklarındaki arabuluculuk için Tahkim ve Arabuluculuk sayfamıza bakabilirsiniz.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)

HAGB, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün açıklanmayarak belirli bir denetim süresine tabi tutulmasıdır (CMK m.231). Denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmez ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulursa, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve düşme kararı verilir. HAGB kararı, adli sicil kaydında görünmez; yalnızca özel bir sistemde kayıt altına alınır.

HAGB için başlıca şartlar şunlardır:

  • Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması
  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması
  • Mahkemenin, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması
  • Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi; 7589 sayılı Kanun ile zararın denetim süresi içinde taksitler hâlinde giderilmesine imkân tanınmıştır
2024 ve 2026 değişiklikleri

7499 sayılı Kanun ile 2024'ten itibaren HAGB kararlarına karşı istinaf yolu açılmış ve HAGB için sanığın kabul beyanı aranmamaya başlanmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 2025 yılındaki iptal kararı üzerine, 31.07.2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile CMK m.231 yeniden düzenlenmiş; işkence, eziyet ve kamu görevlilerinin kötü muamelesi niteliğindeki suçlar HAGB kapsamı dışında bırakılmıştır.

Denetim süresi yetişkinler için beş yıl, suç tarihinde 18 yaşından küçük olanlar için üç yıldır. Denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde, mahkeme açıklanması geri bırakılan hükmü açıklar.

Sık karşılaşılan suçlar

Dolandırıcılık

Hileli davranışlarla bir kişiyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamak dolandırıcılık suçunu oluşturur (TCK m.157). Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, kamu kurumlarının araç olarak kullanılması gibi hâllerde suç nitelikli dolandırıcılık olarak daha ağır cezayı gerektirir (TCK m.158). Banka hesabını veya kartını başkalarına kullandıran kişiler de, hesapları dolandırıcılıkta kullanıldığında ciddi bir soruşturma riskiyle karşılaşabilir. Zararın kovuşturma başlamadan veya hüküm verilmeden önce giderilmesi, etkin pişmanlık hükümleri uyarınca cezada indirim sağlayabilir (TCK m.168). İnternet üzerinden yapılan dolandırıcılık için siber dolandırıcılık bölümümüze bakabilirsiniz.

Hakaret ve tehdit

Bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek hakaret (TCK m.125), bir kişiyi kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına ya da malvarlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle korkutmak ise tehdit (TCK m.106) suçunu oluşturur. Hakaret suçunun soruşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret gibi istisnalar vardır. Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret ve tehdit, uygulamada en sık karşılaşılan dosyalar arasındadır.

Uyuşturucu suçları (bilgilendirme)

Türk Ceza Kanunu, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m.188) ile kullanmak için satın alma, kabul etme veya bulundurma (TCK m.191) fiillerini birbirinden ayırır ve çok farklı yaptırımlara bağlar. Kullanmak amacıyla bulundurma hâlinde kanun, ilk aşamada kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri gibi tedavi ve denetim odaklı bir sistem öngörür. Maddenin miktarı, paketlenme şekli ve diğer deliller, fiilin hangi suç kapsamında değerlendirileceğini belirler. Bu ayrım, sanığın hukuki durumunu doğrudan etkilediğinden soruşturmanın başından itibaren hukuki destek alınması önemlidir.

İstinaf ve temyiz

İlk derece ceza mahkemelerinin hükümlerine karşı bölge adliye mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi dosyayı hem maddi olay hem de hukuki yönden inceler; gerekirse duruşma açarak yeniden hüküm kurar. Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise kanunda belirtilen hâllerde Yargıtay'a temyiz yoluna gidilebilir; belirli ceza miktarlarının altındaki bazı kararlar temyiz edilemez.

Kanun yolu süreleri (7499 sayılı Kanun)

12 Mart 2024'ten itibaren istinaf ve temyiz süreleri iki hafta olarak belirlenmiş ve sürenin başlangıcı, hükmün açıklanması yerine gerekçeli hükmün tebliği olarak değiştirilmiştir (CMK m.273, m.291). Bu nedenle uygulamada eskiden kullanılan "süre tutum dilekçesi"ne kural olarak gerek kalmamıştır.

İstinaf veya temyiz dilekçesinde hükmün hangi yönlerden hukuka aykırı olduğunun açıkça gösterilmesi gerekir. Yalnızca sanık lehine başvurulan kanun yolunda, yeniden verilen hüküm önceki cezadan daha ağır olamaz (aleyhe bozma yasağı).

Görevli mahkeme

Ceza davalarında görevli mahkemeler
MahkemeGörev alanı
Sulh ceza hâkimliğiSoruşturma aşamasında gözaltı, tutuklama, arama, el koyma gibi kararlar; savcılık kararlarına itirazlar
Asliye ceza mahkemesiAğır ceza mahkemesinin görevine girmeyen tüm suçlar
Ağır ceza mahkemesiÜst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ve kanunda sayılan diğer suçlar
Çocuk mahkemeleriSuça sürüklenen çocuklara ilişkin davalar
Fikri ve Sınai Haklar Ceza MahkemesiMarka ve telif suçları (ayrıntılar)
Bölge adliye mahkemesi ceza dairesiİstinaf incelemesi
Yargıtay ceza daireleriTemyiz incelemesi

Süreler

Ceza hukukunda önemli süreler
KonuSüreDayanak
Şikâyete bağlı suçlarda şikâyetFiil ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ayTCK m.73
Gözaltı (bireysel suçlarda)Yakalamadan itibaren 24 saat (yol süresi hariç)CMK m.91
Kovuşturmaya yer olmadığına karara itirazTebliğden itibaren 15 günCMK m.173
İstinafGerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 haftaCMK m.273
TemyizGerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftaCMK m.291
HAGB denetim süresi5 yıl (çocuklarda 3 yıl)CMK m.231
Dava zamanaşımıSuçun cezasına göre değişirTCK m.66
Güncel mevzuatı kontrol edin

Ceza muhakemesi hükümleri son yıllarda yargı paketleriyle sık sık değiştirilmektedir. HAGB, uzlaştırma kapsamındaki suçlar, kanun yolu süreleri ve infaz hükümleri bakımından güncel mevzuat mutlaka kontrol edilmelidir.

Gerekli belgeler

  • İfade davetiyesi, çağrı kâğıdı veya tebligat
  • Kimlik belgesi ve varsa daha önceki adli kayıtlar
  • Olayla ilgili yazışmalar, mesajlar, ekran görüntüleri, banka dekontları
  • Tanıkların ad ve iletişim bilgileri
  • Mağdur iseniz: darp raporu, hastane kayıtları, hasar belgeleri ve şikâyet dilekçesi
  • Kamera kayıtları (kayıtların silinmeden önce talep edilmesi önemlidir)

İlgili mevzuat

Aşağıdaki düzenlemelere mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz:

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m.66, 73, 106, 125, 157–158, 168, 188, 191
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m.91, 100, 109, 147–150, 173, 231, 253–255, 272–291
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
  • 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (2024)
  • 7589 sayılı Kanun (2026) — CMK m.231 değişikliği

Ceza Hukuku alt konuları

Ceza hukukunun başlıca alt konularını aşağıda listeledik. Her biri için ayrıntılı rehber sayfaları hazırlanmaktadır.

  • Ceza yargılaması süreci
  • İfade ve tutuklama
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)
  • Uzlaştırma
  • Dolandırıcılık suçu
  • Hakaret ve tehdit
  • Uyuşturucu suçları
  • İstinaf ve Yargıtay süreci

Ceza Hukuku hakkında sıkça sorulan sorular

İfadeye çağrıldım, avukatsız gitmeli miyim?

İfade vermek zorunlu bir işlem olsa da, her şüpheli ifade sırasında müdafi hazır bulundurma hakkına sahiptir. Kollukta müdafi olmadan verilen ifade, sonradan hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz; ancak bu ifadeler soruşturmanın yönünü belirleyebilir. Bu nedenle ifade öncesinde dosyanın konusunun öğrenilmesi ve hukuki destek alınması önerilir. Avukat tutacak durumda olmayanlar baro tarafından müdafi görevlendirilmesini isteyebilir.

Susma hakkımı kullanmak aleyhime olur mu?

Hayır. Susma hakkı anayasal bir haktır ve bu hakkın kullanılması tek başına suçluluk karinesi olarak değerlendirilemez. Bununla birlikte, kendi lehine olan delillerin ve açıklamaların uygun zamanda sunulması da savunmanın bir parçasıdır; susma hakkının ne zaman ve nasıl kullanılacağı somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.

HAGB kararı sicile işler mi?

HAGB kararı adli sicil kaydında görünmez; yalnızca bu amaçla tutulan özel bir sisteme kaydedilir ve ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olarak savcılık, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir. Denetim süresi başarıyla tamamlanırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer. Ancak bazı kamu görevleri ve meslekler bakımından özel düzenlemeler bulunabilir.

HAGB kararına itiraz edebilir miyim?

Evet. 7499 sayılı Kanun ile 2024'ten itibaren HAGB kararlarına karşı istinaf yolu açılmıştır. Böylece sanık, beraat etmesi gerektiğini düşünüyorsa HAGB kararını bölge adliye mahkemesine taşıyabilir. Süre, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.

Şikâyetimi geri alabilir miyim?

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, şikâyet hüküm kesinleşinceye kadar geri alınabilir ve bu durumda dava düşer; ancak sanık şikâyetin geri alınmasını kabul etmezse düşme kararı verilmez (TCK m.73). Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise şikâyetin geri alınması soruşturma ve kovuşturmayı durdurmaz.

İstinaf süresi ne kadar?

12 Mart 2024'ten itibaren ceza davalarında istinaf süresi, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m.273). Temyiz süresi de aynı şekilde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m.291). Bu tarihten önce açıklanan kararlarda eski süreler uygulanır.

Uzlaştırmada anlaşırsam ne olur?

Taraflar uzlaşır ve şüpheli veya sanık edimini yerine getirirse, soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında ise düşme kararı verilir. Edim taksitle veya ileri bir tarihte yerine getirilecekse, edim tamamlanıncaya kadar dosya bekletilir. Uzlaşma sağlanamazsa görüşmelerdeki beyanlar delil olarak kullanılamaz.

Mağdur olarak davaya nasıl katılırım?

Suçtan zarar gören kişi, kovuşturma aşamasında ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar kamu davasına katılan olarak katılmak istediğini bildirebilir. Katılan sıfatı, duruşmalarda delil sunma, tanıklara soru yöneltme ve hükme karşı kanun yollarına başvurma imkânı sağlar. Mağdur, sürece bir avukat aracılığıyla katılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata başvurunuz. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebileceğinden, işlem yapmadan önce güncel mevzuatı kontrol edin. Son güncelleme: 06.10.2026

Hukuki durumunuzu değerlendirmek için

Randevu talebi için telefon, WhatsApp veya iletişim formu üzerinden ulaşabilirsiniz.